Geçmiş geçmiyor bazen…

Özlüyorsun çocukluğunu, geçmişi…Her Erguvan vakti çingene vapuruna dolusup boğaz turu yapmayı mesela.Bir kaç yıldır nedense kaçırdım hep erguvan vaktini.O yüzden bugün atladım vapura, Sarıyer de aldım soluğu.Önce betona kesmiş Karaköy, sonra Dolmabahce, Beşiktaş. En çok erguvan Hisar da var. Emirgan dan sonrada hiç yok …Üstelik bugün hem kandil, hem dolunay, hem pesah bayramı başlangıcı.Bahar defalarca…

Karanlıktan Aydınlığa

Sonsuz zannedilen bir gün… Evet dün öyle bu gündü… Mazbatayı aldık ya yine elim telefonda kaldı. Babamı aramalıyım, ona bu müjdeyi vermeliyim dedim. Duymuştur eminim, hele de yıllarca çalıştığı ve annemle tanıştığı Saraçhane deki belediye binasında Ekrem İmamoglu’ nun konuşmasını kesin duymuştur. Böyle anlarda yalnız olmayı sevmiyorum. İnsan yanında yöresinde birileri olsun ve sımsıkı sarılıp…

Çılgın günlerden biri…

Hikayemiz Turşu’ nun ateşi ve tadsızlığınin artması ile başlar. Su illa veterinere götüreceğiz diye tutturur ve sağolsun Erkutay gelir bizi alıp, Çiğdem’ in tavsiye ettiği Vetmedi kliniğine gideriz. Dilara çok güzel ilgilendi. Malesef ıslak fib Corona virüsü aktiflesmis. Çok kötü durumda değil. Antibiyotik, ödem attırıcı, imunex takviyesi ve sevgimiz ile 15 gün içinde toparlamasini umuyoruz….

Hayat herşeyiyle var.

Bir önceki yazıyı bitiremedim. Öyle garip şeyler oluyor ki. Ölüm de dahil hayata. Keskelerimiz olmasın derdim. Bir keşkem oldu. Prosedürler yüzünden Bodrum da gidip niye tanışmadım Ayhan beyle… İçim hep git tanış konuş dedi ama ah o saçma sapan kurallar. Kız eviyim ya sözde, oysa onlar büyük saygıdeğer insanlar KESKE içimi dinleseydim, gidip tanışsaydım. Ve…

Şaka değil gerçek

Gerçekten bahar geldi. Umutlanmaya bile korkar olmuştuk. Uzun zamandır kötü, kirli,yalan dolan dolu bir siyasetin içindeydik ki. Cehalet hiç bu kadar kıymetli olmamıştı. İncelikler, saygı,sevgi, hoşgörü tedavülden kalkmış, nobran, yalancı, otekilestirici bir sistemsizligi içinde savrulup duruyorduk. Şükür, Martin sonu bahar oldu. Ayni bu ağaç gibiydik. Her taraftan budanmış, sağlam köklüydük ve dayandık. Şimdi yeniden yeşeriyor,…

Çember, Şükür…

Vu huuuuuu ne haftaydı. Frensiz gidiyor günler peşi sıra. Nasıl oldu anlamadım ancak bir haftaya üç çember denk geldi. Öğrenmenin sonu yok. Yaşayarak öğreniyoruz. Birinci çember 12 kişiydi, tanımadıklarım vardı. İkinci çember her ayın üçüncü Pazar’ı , hani göle masal mayası çaldığımız çember. Üçüncü çember de bir kişiyi tanıyordum sadece ve şükür eril ve genç…

Daha çok çember…

Dün oldukça yoğun bir gündü. Hasköy, Süleymaniye, Vefa, Zeyrek sonrası Kadıköy Asırlık meyhane de bitti. Çember çember içine geçti. Mürekkep yürekler sürekli okuyan ve okuduklarını paylaşan bir grup kadın. Uzun zamandır onlarla çember yapmak aklımdan geçiyordu. Birbirini tanıyan ve çember deneyimi hiç olmayan kadınlar nedeniyle heyecanlıydım doğrusu. Süleymaniye de Doksanlar kahvehanesinde, babaların gözleri önünde, müzik…

Bahara kavuştuk, şükür

Günler ardı ardına ve hızla geçiyordu. Barış’ ın askere gitme telaşesi vardı. 3 Mart’ta Amasaya’ ya uçtu. 4 Mart ta birliğine teslim oldu. İffet sağolsun o gün beni alıp yazlığa götürdü kafa dağıtmaya. Sonrasında Sarıyer İz hareketi ile tanışma ve masal anlatma. Beyza’ dan masal dinleme. Bir kahve çekirdeğinin sonsuzluk yolculuğunda bir de bakmışsın ki……

Bin şükür, binbir teşekkür.

Baharın son sürat geldiği, pırıl pırıl bir havanın olduğu bu günde yedi kişiyle çemberde buluşmak. Daha ne isterim ki ben. Ayaklarınıza ve yüreğinize sağlık. Çember öncesi bir telaş alıyor beni, ya hiç kimse gelmezse diye. Aman diyorum bir kişi bile gelse her ayın 3. Pazar günü gökten üç elma düşüyor. Payına düşen gelir alır. Biri…

Deli gün, dolu gün..

İstanbul da aynı gün içinde üç program yapmak yetişmek deli işi. Napıyım üst üste geldi. Deli olacağı iskelede gördüğüm astronottan belli oldu. Yeşilay bir astronot aracılığı ile sigaranın zararlarını anlatıyor. Nasıl bir zeka, nasıl bir mantık anlayana aşkolsun. Dikkat çekiyor ama. Sonrası lise arkadaşları. Neriman Ankara’dan gelmiş hep birlikte güzel bir kahvaltı ettik. Geçen haftaki…

Boşluk…

Susuş zamanı… İçine kaçmak değil belki de içime dönmek Yorgun mu? Belki. Kırgın mı? Biraz. Hırçın mi? Çokça. Anlaşılamanın hüznündeyim sanki. O kadar güzel ki bu gün hava, ışık, İstanbul. Bir kente Lodos, bu kadar mı yakışır. Bazen hırçın olsa da o rüzgar, sanki bütün kötülükleri, pislikleri,dertleri süpürüp, Piripak yapıyor İstanbul’u. Gerçek olamıycak kadar güzel…

Göle Masal Çalalım 3

İllaki tutar diye çıktık bi yola. Şükür maya tutuyor, dalga dalga çok farklı yerlere ulaşıyor. Taa Ankara’ dan gelen de var gelemeyip aklı kalanda… Masal bahane, çember şahane. Şifa oluyoruz birbirimize, ayna oluyoruz, şahit oluyoruz tüm yaşadıklarımıza. Yargılamadan, sorgulamadan, tam bir güven duygusu içinde paylaşıyoruz. Yazıyoruz, bazen boyuyoruz, bazen kartlarla hayattaki hallerimizi farkedip yine yazıyoruz,…