İster reklam deyin

İster demeyin… Bazen buradan usul usul, naif işler yapan arkadaşlarımı paylasabilirim, en fazla okumadan geçersiniz. Mesela Türkan; naif, yaptığı işi sevgiyle yapan, dünyanın ve doğanın kıymetini bilen ve bilenlerin çoğalması için çaba sarf eden bir güzel insan. Tabii ki masal sayesinde tanıştık. Judith’ in ilk derslerinden birinde; alıştırma olarak bir cadde de dolaşın ve onu…

İyi ki Mide Lobiliyim.

Dün ilginç bir pazar günüydü. Genellikle evden çıkmam Pazar günü. Şehrin karmaşası, trafiği fazla gelir. Bu pazar dedim ki evde oturma, sen de kalk insan içine çık. Evde çok oturdun, bir hayat var dışarda akıp giden. Sen de tut bi ucundan. Evde televizyon yok, gazete dergi okumuyorsun. Sanal medya da sen ne takip ediyorsan ötesini…

Sanki bugün hüzün

Birkaç yıl önce birlikte çalıştığım Maya küçüklerine “Atasözlerini hep büyükler yazmaz; siz de yazabilirsiniz içinizdeki ata ruhuyla” demiştim… Bir tanesinin fotoğrafı aşağıda: “Bugün gülümse… yarın dişlerin olmayabilir”… 😊😊😊 Ayşe Nilgün Arıt Her sene bu zamanlar yataklara serilip kalıyorum. Bu sene hastanelik olmadan toparlanmaya çalışıyorum. Biliyorum herkes hasta, hatta bir arkadaşımın dediği gibi en basiti benimki…

Ve Kış Gelir…

Herkes zorlu bir kış olacağını söylüyor. Bense aşırı tüketimden vazgeçen, tasarruf bilincinin yeniden kıymetlendiği, eski günlere döneceğimizi düşünüyorum. Kullan, tüket, at zincirini kırıp üret, paylaş, onar, yeniden kullan bilincine geliriz diye umuyorum. Gelmeliyiz de. Gelmezsek, evet zor olacak her şey. Dayanışma, paylaşma ve üretmeye yeniden başlamalıyız. Dünyayı tükettik, kaynakları kuruttuk, akılalmaz bir açlıkla tüketmeye de…

Kıdemli Proje Üretgeni

Bu gün böyle bir ünvan gördüm. Kıdemli Proje Uzmanı. Ahh dedim ahhh bi ünvanım olsaydı benim, Kıdemli proje üretgeni, başlatıcısı ve yarım bırakanı olurdum sanırım. Bu çalışma hayatımda da böyle oldu. Ya yeni bir projeyle ise alındım (ki Türkiye’de ilktir bu proje. ). Ya şirket üçe bölündü, tüm personelin işten çıkış ve işe girişleri ellerimden…

Göle masal çalalım

İlla ki tutar dedim, çıktım bir yola. Hayırlara vesile ola. Son bir aydır yine yetişemiyorum hayatıma. Bir yoğunluk bir yoğunluk. Şikayet değil, bedenim ah bedenim biraz daha az yorulsa. Benjamin Buttom gerçeği yaşadığım. Zamanı azaldıkça daha çok şey yapmak istiyor insan. Ahhh bunu gençken fakedebilseydim bu kadar hor kullanmazdım bedenimi de, zamanımı da. Ya neyse…

Gölgeler…

Bu yazıya dün başlamıştım. Devam edemedim. Aslında taslak halindeydi ama ne yaptımsa silinmiş. Hatırlayabildiğimi yazayım. Kendi gölgelerimi farketmek için belki de gölge fotoğrafları çekişim. Gölgeleri görmek, onları kabullenmek ve yola öyle devam etmek gerek. Arada bu fotoğraf da vardı. Sonbaharında çiçekler açmaya çalışan bir Arzu var. En verimli zamanlarını karamsar, öfkeli, kaygılı geçirip; vakit daraldıkça…

Yol, yolculuk halî…

Hatırlatıp duruyor gazoz saatini takip edenler sizden haber almıyorlar diye. Ben benden bi haberdim epey vakit. Tatsızlığımdan kendim bezmiştum. Allah’tan bu da geçer ya hu diye bi şey vardı ve geçti. Geçen seferki Alisler Yurdu epey derune çekmişti beni. Karanlıklar, dipler, negatifler cehennemindeydim. Alisler Yurdunda Oruç Hoca’ nin otağında merkezime geldim… Şükür… Bir adamı yıllarca…

Vazgeçilebilir olmak…

İncinelebilir olmak… İşte tam da bunlar yüzünden hayattan kaçıyorum sanırım. Üzülmek, kırılmak, beğenilmemek, dünyanın sonu değilmiş… Dersim buymuş belki de. Bir kapı kapanırsa başka kapılar aralanır ve hatta belki de açılırmış… Yaşam denen yolda sadece yola devam etmek varmış. İnsanlar senden vazgeçse de sen yoldan vazgecmeyecekmişsin… Eşlikçiler değişebilirmiş… Bunu ben daha önce de yaşadım ki……

Çok telaşeli yaşamışım…

Bu aralar sürekli bir şeyler kafama dank ediyor. Aslında biliyordum ama dün Erkutay söyleyince daha da netleşti kafamda. Nedense hep bir seyleri kaçıracakmış gibi, kovalarcasına yaşamışım ömrümü. Evet yakaladım, yaşadım bu bitti hadi sıradaki gelsin şeklinde nefes nefese, ardı ardına ve bir bozuk para gibi tüketim sanırım hayatımı. Evet kendimi tüketerek varolabilecegimi düşündüm sanki. Ve…

Küçük mahalle turu.

Hani vardır ya, bakkala diye çıkıp geri dönmeyenler. Bir zamanlar hep o duygudaydım. Gidiyim ve dönmeyeyim. Şükür, geçti… Her şeyin gelip geçtiği gibi o duygu da geçti gitti. Yalnız şimdilerde bakkala mısır unu almaya diye gidip, bütün mahalle esnafını kolacan edip veeeee onları bu krizde ayakta kalacak şekilde kalkındırıp öyle dönüyorum eve. Allah’tan bunu her…