Geçmiş geçmezmiş… Ortaköy

-Ortaköy, yani gençliğim, yani okulun son yılları, hayatın yükü binmeden omuzlarıma ; ilk hayalkırıklıklarımı yaşadığım yer. TRT İstanbul Televizyonu ve benim yok olan umutlarım, başlamadan biten televizyonculuk kariyerim. Küskünlüğüm ondandır Ortaköy’ e . 1986 yılından beri TRT’ den içeri adım atmadığım gibi, yolumuda pek düşürmedim buralara. Küsülmezmiş oysa bu güzelliklere… Sanki çoşku demek Ortaköy, Mazide’…

Geçmiş geçmezmiş… Beyoğlu

Anavatanım belki… Ruhum buradaki her taşta,her dokuda, her basamakta… 85 ‘ ten beri izbe, salaş, insanların gitmeye korktukları o karanlık günlerden beri; beni buralara çeken birşeyler var. Girmediğim sokağı, pasajı, apartmanı kalmadı gibi. Evet apartmanlarının bile çoğuna girmişliğim var… O eski evlerdeki hüznü, antikaları ve yalnızlığı koklamışlığım var… Korkuyla terkedilmiş Levanten evlerini işgal etmiş uyanık…

Geçmiş geçmezmiş… Burgazada

-Gel de yaz şimdi şu rüzgarı, usul usul, ılık ılık, huzur huzur esen rüzgarı. Adanın hoşluğunda, dostluğun, sevginin, birlikte güzellikleri paylaşmanın, çoğaltmanın keyfini… Hangi kelime yeter; denizin kıyısında, dalga seslerinde, yukarıdan gelen dostluk mırıltıları eşliğinde İstanbul’ a bakmanın dinginliğini… Uçan kelebeğin, kaçan kertenkelenin, kanatlarını kurutmaya çalışan karabatağın güzelliğini… Hangi kelime yeter ; denizin serinliğinde ve…

Geçmiş geçmezmiş… Anadolu kavağı

Yeni bir yaşa başlamaya 3 gün kala, yolum düştü Kavaklara. Çocukluğumda annemle geçirdiğim en mutlu saatleri yaşadığım gezinin 46 yaş tekrarını yaşamağa. Altı kuzen iki ana Beşiktaş’ tan binerdik vapura. O zamanlarda turistlerden başka pek kimse olmazdı vapurda. Kanlıca’ da şekerli yoğurt, Kavaklarda dondurma yenirdi mutlaka. Yemekler evden hazırlanırdı, sekiz kişiyi dışarda doyurmak o günlerde…

Geçmiş geçmezmiş… Sultanahmet

Sultanahmet bu gün başka. Başka çünkü aylak aylak gezmiyorum. Bir amacım var. Benim gözümden, yüreğimden Sultanahmet’ i yazmak. Çooooook sıcak, eritici bir sıcak. En serin yerine kaçtım. Yerebatan Sarnıcına. Yerin altında ateşböcekleri vardı sanki… Sütunlar, ışık oyunları, derinlik… Sonsuzluk gibi, insanı içine çekiveren, sarıp sarmalayan derinlik. Su damlacıklarının musikisi ve balıklar. Ahhhhh o balıklar. Tarihe…

Geçmiş geçmezmiş…Eyüp

Nasıl yürekten istediysem Piyer Loti’de ve Eyüp’te olmayı… Pazartesi gelemedim, sizlerle olamadım ama Perşembe günü kendimi orada buluverdim. Hiç hesapta yokken İstanbul’a geliveren Hatice ablam sabah arayıp hadi Eyüp sultan’a gidelim deyince; dedim gitmemek mümkün değil artık. Eminönü’nde üç kuzen buluştuk ve bindik yeni yapılan panaromik gemiye, üç kuzenin ortak acısı babamken. Babamın en sevdiği…

Başlıksız

Hayat bazen çetrefilli, zor, karmaşık ama en çok da yalnız. Bir şekilde yuvarlanıp gidiyorken, gücün hayatta durmaya yetiyorken ne ala. Ama bi yıkıldın mı, bitti işin. Hele de FMF hastası olup kolayca toparlanamıyorsan yandın. FMF bu günden sonra çok fazla duyacağınız bir sözcük. Bir hastalık, ilaçları düzgün kullanırsanız böbreginizi kollarsiniz. Ama ah o ataklar, tam…

Masallarla yol acık…

Judith egitimlerine katılanlara hep sorar ” Niçin burdasınız ? “diye. Cevabım hiç değișmedi. ” Hayatin içindeki masalları fark edebilmek. ” Gercekten bir masaldan bașka bir șey değil yașadığımız. An içinde varız ve bir anda yok olabiliriz. Koskoca evrende, bir sürü galaksi içinde en miniğinden zerrecik halinde bir yıldız tozuyuz. Bogazici Üniversitesi’ nde bir fizik profösörü…

Günler hızla geçerken

İLK SERAMİK MANDALAM Nasıl geçiyor zaman anlamakta zorlanıyorum. Hep bi koşuşturma, bazen durma, harala gürele yılı yarıladık, Ramazan bitti , bayram geldi. Proje hayatıma girdiğinden beri bir amaç uğruna, hedefe doğru yürümenin ne olduğunu hatırladım. bu arada Adalet için yürüyenlere de tam destek. Yürüme hali ve eylemde bulunmak ölümden sonraki gerçeklerden. Eylemsizlik, atalet kadar insanı…

İzmir’ den…

Evet itiraf ediyorum, yıllardır İzmir’ e gelip İzmir’ i bilmemek gibi bi özrüm var. Bildiğim yer kayinvalidemin evi ki orayı da her seferinde zor buluyorum. Bir İzmir haritası ve her geldiğimde İzmir keşif günü ekliyecegim. Bu gelişte Allah’tan Günce Anaokulu masal için davet etmişti de İzmir sokaklarında kaybolmayı ve dolaşmayı becerebildim. Başlangıç için çok güzel…

Hayat güzelsin…

Ben bunu hep yapıyorum. Ne zaman yanıma kağıt kalem almıyorum, yazasım geliyor. O kadar uzun zaman oldu ki sana içimi dökmeyeli gazoz saati… Çok ihmal ettim seni ve aslında içimi. Uzuuun bir yaz, yaz kılıklı bir sonbaharda devam ediyor hayat. Evet nefes alıp verdiğimiz sürece hayatta olmak ve ne yaşarsak yaşıyalım hayat güzel. Yaşarsak var…

Örümceksiz kapılar zamanı…

Gazoz saati yine yollarda. Köyüme, baba evine dönüş zamanı. Kırmızı lastik papuçlarım beni özlemiş. Evimizin kapısı örümcek tutmuş. Yuh dedim Arzu yuh. Her seferinde giderken gelicem en kısa zamanda deyip, kilit örümcek ağı tutana kadar gitmediğin için sana yuh… Kapalı kapılar ardında, sessiz sedasız duran ev nasıl bu kadar kirlenebiliyor bi anlasam. Suyu kesmişler, yan…