Mahallem

Bugün günlerden az biraz hastalık, mevsim geçişlerinden hırpalanma, evden dışarı adım atmama günüydü. Ancak yine duramadık bi nefes almalık dışarı çıktık. çok uzaklaşmadık hepi topu bir kilometrelik bir alanda küçük bir yürüyüş yaptık. Diyorum ya her gün şaşırtıyor beni buralar. Her yerden bir sürpriz çıkıyor karşımıza. İlk sürpriz yıkılmak üzere olan bu küçük bina. Onu…

Eller gider uzaya, biz hep yaya…

Aklımı kaçırmak üzereyim sanırım. Şu silahlanma olayı beni çok korkutuyor. 15 Temmuz’ da yaşanan vandalizmin silahlı hazırlığına inanamıyorum. Bu kadar cahilin eline bi de silah vermek ne demek ya hu… Bu ülkede kendimi azınlık hissediyorum. Ermenilere sahip çıkan Türk komşular gibi bize de kapısını açacak, koruyacak olan komşulara da sahip değiliz üstelik. Suriyelilerin hikayesinde ki…

Artık Alkollüyüz…

Valla seveniyim mi bilemedim, hiç yazacağım yokken bi gaz geldi. Yaşasın artık alkollüyüz. Millet giderken aya, bizim Tubitak ve ülke niye yaya anladık MI ??? Tübitak Marmara Araştırma Merkezinde yapılan incelemeler sonucundaki analizlerle bütün gazozlarda litre başına 1,56 ila 0,20 gr. arasında değişen oranlarla alkol tespiti ortaya çıktı. Galiba Didem Madak’ ın dediği gibi oldu….

SALILAR SALLANMIYOR ARTIK.

Eskiden Salı sallanır derler, Salı günü bir işe başlamazmış büyükler. Her şey gibi bu da değişti. Biz yıllardır Salı günleri dikiş dikiyor, Judith’ le iki yıldır Salı akşamları türlü türlü işler yapıyoruz. Üstelik Salı günleri benim için kız kardeşler günü gibi. Annemin doğurmadığı ancak benim birlikte olmayı seçtiğim kız kardeşlerimle üretme, paylaşma, imece günüm. Dikişte…

Komşusuz olmaz…

Duruyorum biraz… Evi, evde olmayı özlemişim. Pek de durmuyorum aslında. Eskimeyen kadim komşum Sevgi ablaya gittim hafta sonu. Ona gitmek anne evine gitmek gibi, şımarıyorum biraz orda, nazlıyorlar beni. Oturup sohbet ediyor, tıkır tıkır örgülerimizi örüyor, Antep yemekleri yiyor, keyf yapıyoruz. Hayatımda iyi ki var hanesindeler, sevgiyle. Şimdi ki apartmanım da benden on yıl sonra…

ŞÜKÜR, ŞÜKRAN, TEŞEKKÜR…

Şükür, şükran ve teşekkür hiç eksik olmasın yaşamımdan. Mutluluğun sırrı şükürde dedi bu günki meditasyonda Neslihan İskit hoca. Son altı yıldır şükür sebeplerimden biridir. Bilenler bilir çok zor zamanlardan geçtim. İnsan burnunun dibindeki şifatı göremez oluyor karanlık günlerde. Ancak niyetin iyileşmekse şifa seni buluyor. Evet reklamsa reklam 10 yıldır Memorial Şişli hastahanesi Kalp yogası diye…

İSTANBUL AYARLARI

İstanbul ayarların dönmek pek kolay olmuyor. Öyle bir masal yaşadık ki Mardin’ de adapte olmak çok kolay değil. İstanbul koşturmacalı şehir, bi de bırakıp gidince bin naz niyaz ediyor. Birikmiş işlerini toparla, evini toparla, hepsinden önce kendini toparla diyor sağolsun. Toparlanıyorum yavaş yavaş, bi yandan da Sombahar babamın masal evine çağırıp duruyor. Tüm ihtişamımla bekliyorum…

Orada bir kent var. MARDİN … Uzak bizim içimizde

Mardin’ mi masal, masal mı Mardin bilemedim. Günleri geceleri sayamadım, doyamadım. Tepeden tırnağa masal kestik. Masal yedik , masal içtik. Ne Mardin’ e doyulur, ne de masallara… Ve anladım ki bir kentte gezerken çocuklar seni tanıyor, gülümsüyor, bi daha ne zaman masal anlatıcaksın diyorsa, sen o kente aitsin. Sen o kentsin artık. Hayat binlerce şükür,…

Mırra gibi, hayatın özü Mardin…

Vakit nasıl geçiyor anlayana aşkolsun. Nasıl güzel, nasıl keyif, nasıl şahane durum anlatamam. Anlatamıyacağım için de yazamıyorum sanırım. Öncelikle minnet, şükran, hamdüsenalar olsun. Artık bunları haketmek için ne yapmış olmalıyım demiyorum. hakettim ki buradayım. Çok çalıştım, çok biriktirdim, iyi ki dediğim o kadar çok şey var ki. İyi ki buradayım. Mardin hakikaten masal, her yer…

Masal kent Mardin’ de masal olmak…

Ben hayatımda hiç bu kadar heyecanlandım mı bilmiyorum. Günlerdir masal yatıp masal kalkıyorum. Mardin zaten masal kent, davet gelmiş, en iyiyi yapmak gerek. Saat iki şu anda 08:45 de uçak var ve beni uyku tutmuyor. Ne heyecan, ne büyük bir lütuf Mardin’ de masal olmak. Bir masal iki masal yok yok masalın hakkı üçtür… Üç…

Hayat akar, sen bakarsın bazen…

Üç dört gündür hem bakıyorum hem de akıyorum hayatla. Bi yandan toparlanıp bi yandan Mardin’ e hazırlanıyorum. Bi yanım heyecan, bi yanım abartma diyor.  Nasıl abartmam, hayatımda ilk defa yapacağım şey beni bu kadar heyecanlandırıyor. Hazırlık yapıyorum, masal çalışıyorum, günleri iple çekiyorum. Çok uzun zaman oldu böyle hissetmiyeli, midemde kelebekler uçuyor. Evet AŞK gibi… Belki…

Sağolun, varolun. İyi ki varız ve yollarda buluşturuna şükür…

Kahvaltı sofrasında bile bu gün ne yazsam diye düşünmeye başladıysam, günlük tirajı yüz görüntüleme olan bir günlük gazete gibi izleniyorsam, ne yazdı diye merak ediliyorsam, hepsi sizin sayenizde. Ya nasıl dert olduysa içimde Gazetecilik okuyup da mesleğimi yapamamak… Bir gün yazı evinde altı dakkalarda elimde olsa sadece pozitif haberler veren bir yayın organı yapar sadece…