Komşusuz olmaz…

Duruyorum biraz… Evi, evde olmayı özlemişim. Pek de durmuyorum aslında. Eskimeyen kadim komşum Sevgi ablaya gittim hafta sonu. Ona gitmek anne evine gitmek gibi, şımarıyorum biraz orda, nazlıyorlar beni. Oturup sohbet ediyor, tıkır tıkır örgülerimizi örüyor, Antep yemekleri yiyor, keyf yapıyoruz. Hayatımda iyi ki var hanesindeler, sevgiyle. Şimdi ki apartmanım da benden on yıl sonra…

ŞÜKÜR, ŞÜKRAN, TEŞEKKÜR…

Şükür, şükran ve teşekkür hiç eksik olmasın yaşamımdan. Mutluluğun sırrı şükürde dedi bu günki meditasyonda Neslihan İskit hoca. Son altı yıldır şükür sebeplerimden biridir. Bilenler bilir çok zor zamanlardan geçtim. İnsan burnunun dibindeki şifatı göremez oluyor karanlık günlerde. Ancak niyetin iyileşmekse şifa seni buluyor. Evet reklamsa reklam 10 yıldır Memorial Şişli hastahanesi Kalp yogası diye…

İSTANBUL AYARLARI

İstanbul ayarların dönmek pek kolay olmuyor. Öyle bir masal yaşadık ki Mardin’ de adapte olmak çok kolay değil. İstanbul koşturmacalı şehir, bi de bırakıp gidince bin naz niyaz ediyor. Birikmiş işlerini toparla, evini toparla, hepsinden önce kendini toparla diyor sağolsun. Toparlanıyorum yavaş yavaş, bi yandan da Sombahar babamın masal evine çağırıp duruyor. Tüm ihtişamımla bekliyorum…

Orada bir kent var. MARDİN … Uzak bizim içimizde

Mardin’ mi masal, masal mı Mardin bilemedim. Günleri geceleri sayamadım, doyamadım. Tepeden tırnağa masal kestik. Masal yedik , masal içtik. Ne Mardin’ e doyulur, ne de masallara… Ve anladım ki bir kentte gezerken çocuklar seni tanıyor, gülümsüyor, bi daha ne zaman masal anlatıcaksın diyorsa, sen o kente aitsin. Sen o kentsin artık. Hayat binlerce şükür,…

Mırra gibi, hayatın özü Mardin…

Vakit nasıl geçiyor anlayana aşkolsun. Nasıl güzel, nasıl keyif, nasıl şahane durum anlatamam. Anlatamıyacağım için de yazamıyorum sanırım. Öncelikle minnet, şükran, hamdüsenalar olsun. Artık bunları haketmek için ne yapmış olmalıyım demiyorum. hakettim ki buradayım. Çok çalıştım, çok biriktirdim, iyi ki dediğim o kadar çok şey var ki. İyi ki buradayım. Mardin hakikaten masal, her yer…

Masal kent Mardin’ de masal olmak…

Ben hayatımda hiç bu kadar heyecanlandım mı bilmiyorum. Günlerdir masal yatıp masal kalkıyorum. Mardin zaten masal kent, davet gelmiş, en iyiyi yapmak gerek. Saat iki şu anda 08:45 de uçak var ve beni uyku tutmuyor. Ne heyecan, ne büyük bir lütuf Mardin’ de masal olmak. Bir masal iki masal yok yok masalın hakkı üçtür… Üç…

Hayat akar, sen bakarsın bazen…

Üç dört gündür hem bakıyorum hem de akıyorum hayatla. Bi yandan toparlanıp bi yandan Mardin’ e hazırlanıyorum. Bi yanım heyecan, bi yanım abartma diyor.  Nasıl abartmam, hayatımda ilk defa yapacağım şey beni bu kadar heyecanlandırıyor. Hazırlık yapıyorum, masal çalışıyorum, günleri iple çekiyorum. Çok uzun zaman oldu böyle hissetmiyeli, midemde kelebekler uçuyor. Evet AŞK gibi… Belki…

Sağolun, varolun. İyi ki varız ve yollarda buluşturuna şükür…

Kahvaltı sofrasında bile bu gün ne yazsam diye düşünmeye başladıysam, günlük tirajı yüz görüntüleme olan bir günlük gazete gibi izleniyorsam, ne yazdı diye merak ediliyorsam, hepsi sizin sayenizde. Ya nasıl dert olduysa içimde Gazetecilik okuyup da mesleğimi yapamamak… Bir gün yazı evinde altı dakkalarda elimde olsa sadece pozitif haberler veren bir yayın organı yapar sadece…

HAYAT HEP İYİLERİ ÇIKARTSIN KARŞIMIZA…

Yok ben bu seferde başlıklarla konuları denk getiremiyorum. Nasıl getireyim ki, bu sabah arkadaşım aradı sen nerdesin diye St. Antuan fotoğraflarını görünce Mardin’ deyim zannetmiş. Çat orada çat kapı arkası da, her an her yerde olabilirim şu dizlerim ağrımasa. Araya bir nefes anne kokusu sindi. Bahşende yengem ve Ülay ablam ne güzeldi sizlerle kucaklaşmak. Bi…

Gözünü kapa ve Gör…

Dün ki Başlık ve içerik birbirini tutmuyordu ya… Bu gün gelelim o konuya. Çocuklar okula başlayıca İstanbul’ da trafik çilesi de başlıyor. O yüzden büyüklerde pek bi yere gidemiyor sanırım. Bi de önce bi dinlenirler herhalde. Bu yaz pek bi atarlı, pek bi karışıktı ya. Çocuklar ne kadar neyin farkındalar bilmiyorum ama biz bbüyükler pek…

Yeni bir sezon başlıyor, çocuklar okula, büyükler nereye???

  Eve dönüştü, dolunaydı, ay tutulması, Tarık Akan ve babam 7. senesi derken biraz durmak lazımdı. Acı varsa yazmak kolay olmuyor. Belki daha sonra acılarımızı da paylaşırız kimbilir… Yol baya zorladı bizi, tipik bayram dönüşü, kalabalık İDO yu zengin etmek gibi oldukça absürd bir dönüş yaptık. Pazar oldukça zor bi gündü biraz Tarık AKAN biraz…

Bir Ayvalık masalı…

Bir varmış bir yokmuş, masal bu ya tersten başlamak istemiş canı. Gökten iki nar düşmüş amcamın bahçesine. Bu kuzenler çocukluktan beri birbirinin dilini iyi anlar diye, birlikte bereketi, sevgiyi, acıyı bölüşsün diye. Bizleri hayırla ansın, kışa sağlıkla girsin diye ölmek için seçtiği eve bizi çağırdı ve duyduk ve geldik ve özlemle hepsinin yerine Eylül güneşinin…