Portakal çiçeği kokusu

Nisan’ da Adana soğuğu diye bir şey varmış, en başta onu öğrendim. Son iki senedir, minimum bagaj ile gezmeye çalışıyorum. Giderken oluyor da dönerken sığamıyorum bir türlü. Neyse gelelim Adana’ ya. Portakal çiçekleri açtığında her yer bu kokuyla dolar diye anlatırdı yıllar önce üniversite arkadaşım Ayşe. Hep merak eder dururdum. Altı yıl önce kafaya koymuştum Nisan ayında Adana’ da olmayı. Bir türlü kısmet olmadı. Zamanı 2017 Nisan’ mış. 2016 dan aldım biletleri.

Bizim bir tiyatro grubumuz var, Eczacıbaşı Nişantaşı Mağazası ve akrabalarımızdan oluşan. Çetin Aktif organizasyonlarımızı başarı ile yapar hep. Bi de Adanalı oluca sizi memleketime götüreyim diyince kalabalık bir grup olarak yola koyulduk. Ben bütün gezilerimde önden gitmeyi ve en geç dönmeyi seviyorum. Önden gidip hiç bilmediğim bir kenti kendi adımlarımla keşfetmeyi, sona kalınca da sevdiğim yerleri yeniden gezip, o kenti içme sindirmeyi seviyorum. İlk Antakya’ yı böyle keşfettim, ardından Mardin. Şimdi sıra Adana’ ya gelmişti.

Adana’ ya herkesten iki gün önce gelmenin bir anlamı olmalı diyerek Face üstünden bir duyuru yaptım. Var mı Adana’ da masal dinlemek isteyen bir okul diyerek yaptığım çağırıya 31 yıldır görüşme fırsatımız olmayan, bana çiçekleri anlatan Ayşe’ den ses geldi. Ben seni havaalanından alacağım, okula da götüreceğim ve evimde ağırlayacağım diye. Sen yeter ki yola çık, yolda seni hiç ummadığın süprizler bekler, buna her gün daha çok inanıyorum artık. Uçaktan iner inmez Adana Seyhan Petrol Ofisi İlkokulu 3-A sınıfı öğrencileri heyecanla bekliyorlardı. En az iki masal ışığı daha yandı… Anlattığım masalın Ege Masallarından bulmuştum, ancak Ebegümecini Adana’ da Kömeç diye tanıdıklarını da öğrendim Sevgili Berfin’ den… Ve masalın prensesi oluverdi hemen.

Masaldan sonra Ayşe ve Mustafa ile bi sohbet, bi yemek derken, kendimizi Adana’nın yeni ancak çok güçlü bir ses getireceğini düşündüğüm Felsefe Festivalinde buluverdik. Oldukça akademik bir festivalde kaşıma yine çember çıkınca dedim ki; evet sırf bunun için bile Adana’ ya erken gelmiş olabilirim. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinden Haluk Erdem Hayatın İçinde Felsefe’ yi anlatırken çemberi neyle doldurduğunuzdur hayat demez mi… Dedi ve masalların felsefi boyutu üstüne beni binbir düşünce aldı…

Ertesi gün Ayşe ve Mustafa’nın İzmir’ den gelen arkadaşları ile tam bir soğuk Adana macerası. Adana soğuk ama insanlar sıcak oluca sorun olmuyor. Güzel bir keşif gezisinin ardından nefis bir yemek ve İstanbul’ dan gelen ekiple buluşma.

Sonrası bir maraton, Sabancı Camii ile başlayıp, Seyhan nehri kıyısı, festival alanı, Varda da denilen Alman köprüsüne kadar uzanan keyifli, kalabalık ( Adana Portakal Çiçeği Festivali için bu kadar kalabalığı beklemiyordu diye düşündüm. ) anlar.

Pazar günü festival bitimi ile boşalan Adana. Pazar akşamı Atilla Özdemiroğlu anısına düzenlene konser ve Nükhet Duru efsanesi ile şahane bir final yaptı Portakal Çiçeği Festivali. Karnaval olmaktan garip bir Türkiye gerçeğine dönüşmüş olsa da güzeldi.

Macera Emine, Birten ve benim için devam ediyordu. Seyhan kenarı sakinleşmişti, Pazartesi olmasına rağmen Adana Sinema Müzesi açıktı, ve hala alınıcak bir şeyler vardı.    onları da yolcu ettikten sonra ben yine Ayşe’ lerle buluşup, bir portakal bahçesinde soluğu almış ve son Adana keyfini yapıp, uçağa doğru yola çıkmıştım. Çetin’in Adana Yaylaları turuna kadar veda zamanıydı artık. Teşekkürler Adana, Ayşe ve Mustafa Bıyık…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s