Akşam ayranı fazla kaçırınca yazı iki gün ötelendi.

dsc_2483
Belki de düşlerimi değil yaşadıklarımı bir boşluğa emanet ediyorum.

NEDEN YAZILIR?: “Dünya acılı olduğu için yazılır. Duygular taştığı için yazılır. İnsanın kendi zavallılığından sıyrılması çok güç bir işlemdir. Ama insan bir kez bu zavallılıktan sıyrılmayagörsün, o zaman yaşamı kendi egemenliği altına alabilir. İşte böylesi bir egemenliği bir iki kişiye daha anlatmak için yazı yazılır. (ya da kendi kendine kanıtlamak için). Çünkü, insanın kişisel özgürlüğü, kendi dünyasına egemen olmasıyla başlar. Dünyasına egemen olan insan, acıları coşkuya, bunalım yaratmaya, sevgisizliği sürekli aşka dönüştürebilir. Ben dünyama egemen olmayı edebiyatla öğrendim.” Yaşamla ve Ölümle Hesaplaşmak İçin Yazıyorum –Yeryüzüne Dayanabilmek İçin.

Demiş Tezer Özlü, ben de yazıyorum çünkü söyleyecek sözüm ve var duyacak kulaklara, göstermek istediğim fotoğraflar var ve geleceğe benden bir İZ kalsın istiyorum. Sanal alemde bile olsa. Belki uzaylılar bulur, belki yıllar sonrasının sanal arkeologları kimbilir. Belki de özleyenler olur gider de dönmezsem, burda bulurlar. 

Ay nerden çıktı, bunca keyifli gün ve yerden sonra bu yazı. Gezmeye yazmaya devam.

Plansız programsız çıkıyoruz yola, dedik ki önce Cunda. Arabada iki kitap kurdu olunca doğru Cunda Kent Kütüphanesi. Reklamsa reklam bu Koç ailesi kültürel konularda şahane işler başarıyorlar. Nefis bir kütüphane yapmışlar, eski bir kilise ve değirmenden. Bi de Cunda’ nın en yüksek yerinde bu kütüphane, yani manzara da şahane…

Nefesti herşey de, denize de girilecek, oraya mı buraya mı derken…

dsc_2446
Bilge bi zeytin ağacına sorduk yolu

Yolu sorduk da daha buralara gelmeden rastladığım tabelaları takip etmeye karar verdik.

_20160911_002000
Üstteki tabelayı internette görmüştüm. Alttakini görünce yola devam etmek gerektiğini anladım…

İyi ki etmişiz. Nefis bir koy, muhteşem bir dinginlik ve kafayı tabelalar, kapılar ve maviyle bozmuş bir yere ulaştık.

Sadece mavi yoktu, kırmızılar, kitaplar, huzur ne ararsan vardı.

Denize girdik, yedik, denize girdik, bol bol tabela fotoğrafı çektim. Bi kuplesi Burada…

Gidemedik, güneşi batırana kadar…

Güneşi batardık ama gün bitmedi. Nefis bir akşam yemeği, en ayranlısından bizi bekliyordu.

Ve final de…

dsc_2502
Musluğu kırık çeşme başında, susuzluğunu sessiz çığlığı ile anlatmaya çalışan bu kediye su vermek vardı…

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s